Türkiye’de Sosyal Hareketlilik Nasıl? / Cem Kılıç
(10.02.2020)
Sosyal hareketlilik, insanların koşullarının anne - babasınınkinden ya da kendi yaşamı boyunca daha iyi veya kötü olması...

Sosyal hareketlilik, insanların koşullarının anne - babasınınkinden ya da kendi yaşamı boyunca daha iyi veya kötü olması demek. Davos’ta bu konudaki rapora bir bakalım...

Küreselleşme ve Endüstri 4.0, bir yandan milyonlarca insanın yaşam standartlarını yükselterek onları yoksulluktan kurtarırken; diğer yandan toplumdaki eşitsizlikleri daha da derinleştirdi. Bu anlamda, hızlı bir büyüme ivmesinin yakalandığı ülkelerde dahi eşitsizlikler artıyor. Eşitsizliğin sosyo- ekonomik sonuçları ne yazık ki son derece derin ve geniş kapsamlı.

Bu anlamda, artan adaletsizlik, bir yandan sosyal dokuyu zayıflatırken, diğer yandan güvencesizlik ve belirsizliğe yol açıyor. Herkes için adil fırsatlar yaratmak için sosyal hareketlilik son derece önemli. Bu bağlamda, Dünya Ekonomik Forumu, sosyal hareketliliğe giden yolların mevcut durumuna ilişkin küresel değerlendirmelerin yer aldığı 2020 Küresel Sosyal Hareketlilik Raporu’nu yayınladı.

Öyle ki, bu sene Davos’un gündeminde de eşitsizlikler ve sosyal hareketlilik vardı.

Bu sene Davos’un gündeminde de eşitsizlikler ve sosyal hareketlilik vardı.

Sosyal hareketlilik nedir?

Sosyal hareketlilik, insanların koşullarının ebeveynlerininkinden, yani anne- babalarınınkinden veya kendi yaşamları boyunca daha iyi veya daha kötü olması anlamına geliyor.

Bu anlamda, daha iyi durumda olmak “yukarı”; daha kötü durumda olmak ise “aşağı” yönlü bir hareket olarak ifade edilebilir. Sosyal hareketlilik, esas olarak nesiller boyunca ölçülüyor. Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan Küresel Sosyal Hareketlilik Endeksi, toplumdaki herkesin sosyo-ekonomik geçmişine, anne – babasının kökenine veya bulunduğu yere bakılmaksızın potansiyelini yerine getirme şansını belirleyen politikalara, uygulamalara ve kurumlara odaklanıyor. Daha fazla sosyal hareketliliğe sahip ekonomiler, insanlara sosyoekonomik arka plan, coğrafi konum, cinsiyet veya kökene bakılmaksızın eşit fırsatlar sunuyor.

5 temel boyutu neleri kapsıyor?

Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan Küresel Sosyal Hareketlilik Endeksi, sosyal hareketliliğin beş temel boyutu çerçevesindeki performanslarına göre 82 küresel ekonominin yeni ve bütüncül bir değerlendirmesini sunuyor. Endekste yer alan bu beş boyut şu şekilde:

Sağlık

Eğitim (erişim, kalite ve eşitlik, yaşam boyu öğrenme)

Teknoloji

İş (fırsatlar, ücretler, çalışma koşulları)

Koruma ve kurumlar (sosyal koruma ve kapsayıcı kurumlar).

Gelir eşitsizliği düşük sosyal hareketliliğine neden oluyor

Bir ülkenin gelir eşitsizliği ile endeksteki sosyal hareketlilik puanı arasında doğrudan ve bir ilişki var. Buna göre, yüksek gelir eşitsizlikleri daha düşük sosyal hareketliliğe neden oluyor.

Endeks, çok az ekonominin sosyal hareketliliği teşvik etmek için doğru koşullara sahip olduğunu ve sonuç olarak gelir eşitsizliklerinin yerleştiğini gösteriyor.

Dünya Ekonomik Forumunun raporuna göre, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasında, en yüksek gelir düzeyine sahip yüzde 10’luk kesim, en düşük gelir düzeyine sahip yüzde 40’lık kesimin gelirinin yaklaşık 3.5 katına sahip.

İskandinav ülkeleri lider

Nüfuslarına eşit derecede paylaşılan fırsatlar sunan ülkeler çoğunlukla İskandinav ekonomileri, yani Finlandiya, Norveç, İsveç, Danimarka ve İzlanda. Küresel Sosyal Hareketlilik Endeksine göre sıralanan 82 ekonomi arasında Almanya 11, Fransa 12, Kanada 14, Japonya 15, İngiltere 21, ABD 27, Rusya Federasyonu 39, Çin 45 ve Türkiye de 64. sırada.

Rapora göre küresel çapta en temel zorluklar; düşük ücret, sosyal koruma eksikliği ve düşük yaşam boyu öğrenme sistemleri. Çoğu ülke, bu üç kritik boyutta düşük performans gösteriyor.

Kritik faktör eğitim

Bireyin hayatı boyunca eğitim fırsatlarına erişimin geliştirilmesi tüm ekonomiler için kritik bir faktör.

Bireylerin en iyi okullara erişmek için eşit fırsatlara sahip olmalarını sağlamak, sosyal hareketliliği canlandırmak için çok önemli. Bu da dezavantajlı çocuklara ve gençlere yönelik eğitim programlarının önemini bir kez daha gösteriyor.

Dijitalleşme ve sosyal koruma

Küreselleşme ve dijitalleşme çalışmaları şekillendirmeye devam ettikçe, işçiler ve işverenler daha esnek iş ilişkilerine giriyorlar. Dünya Ekonomik Forumu da istihdamdaki durumlarına bakılmaksızın tüm bireyler için bütünsel koruma ve destek oluşturmayı amaçlayan yeni bir politika gündemine acilen ihtiyaç olduğunun altını çiziyor.

Öte yandan, teknolojik değişim, ekonomik eğilimler ve yetenek talebi, farklı endüstrilerdeki gelir eşitsizliği sonuçlarının değişmesine yol açıyor.



Kaynak: Milliyet Gazetesi