Emeklilik Yaşı Düşecek Mi? / Resul Kurt
(18.10.2018)
Son günlerin popüler konularından birisini de emeklilik yaşını bekleyenler oluşturuyor. Öyle ki, her gün, emeklilik yaşı bekleyenler adına onlarca e-posta gönderenler bile var...

Son günlerin popüler konularından birisini de emeklilik yaşını bekleyenler oluşturuyor. 

Öyle ki, her gün, emeklilik yaşı bekleyenler adına onlarca e-posta gönderenler bile var. 

Özetle; “Biz şu an 35-40’lı yaşlardayız, yaşlıyız diye kimse bize iş vermiyor, SGK da gençsiniz diye emekli etmiyor, mağduruz. İşe başladığımız da emeklilik yaşı yoktu, kadınlar 20, erkekler 25 yılı ve 5000 prim gün sayısını doldurduğunda hemen emekli olabiliyorlardı. 1999 yılında yapılan yasa değişikliği bizi bağlamasın, biz yine 38-43 yaşlarında emekli olalım.” diyorlar. Bu açıdan (işe girdiği tarihteki yaşa tabi olma isteğine) bakılınca 1992 öncesi işe girenlerin 50-55 yaşlarında emekli olmaları gerekecek ki bu çok yanlış olur. 

Konuyla ilgili olarak Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan özetle; 

Emeklilikte yaşa takılanların 6.3 milyon kişi olduğunu,

Bunların 1 milyon kadarının devlet memuru, 5,3 milyon kişinin de hizmet akdiyle veya kendi hesabına çalışanlardan oluştuğunu,

Bunlardan 1.3 milyonunun hemen emekli olabilecek durumda olduğunu,

Ülkemizde ortalama emeklilik yaşının 52 olduğunu,

20 yıl çalışıp 38 yaşında emekli olan biri 40 sene devletten maaş alacağını,

Bu teklifin maliyetinin 750 milyar liraya ulaştığını ve bu yükü ülkenin sırtına bindiremeyeceklerini, belirtti.

 

TBMM’den yasa çıkacak mı?

Muhalefet partileri adına farklı içeriklerde kanun teklifleri verildi. Tekliflerde genel olarak 8.9.1999 öncesi sigortalı olanlar için; 

-Kadın ise 50 yaşını, erkek ise 55 yaşını doldurmuş olması ve en az 5000 gün sayısını tamamlayanlara, 

-Kadın ise 50 yaşını, erkek ise 55 yaşını doldurmuş olması ve 15 yıldan beri sigortalı bulunması ve 3600 gün prim ödenmesi, 

-Kadın ise 50 yaşını, erkek ise 55 yaşını doldurmamış olmakla beraber kadın ise 20 erkek ise 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 5000 gün sayısını tamamlayanlara aylık bağlanması öneriliyor. Bu öneriler bana Süleyman Demirel’in 1992’de seçim vaatlerinden biri olan “emeklilik yaşının düşürülmesi”ni tartışmalarını hatırlatıyor. Demirel vefat etti ama halen popülizminin faturasını ödemeye devam ediyoruz. İlk defa 8.9.1999 sonrası işe başlayanlar ise 58-60 yaş ve ayrıca 1.5.2008 sonrası işe girenler de 7200 gün sayısının doldurulduğu tarihe göre de 65 yaşına kadar artan yaşlarda emekli olabilecekler. 

Sevgili dostum Mehmet Acet Yenişafak’taki köşesinde, Vehbi Dinçerler’e atfen, rahmetli Turgut Özal’ın kahrından öldüğünü, 90’lı yılların başında Turgut beyin ‘kahırlı’ olmasını gerektirebilecek konular içinde en başa 1992’de temelleri atılıp devamında sosyal güvenlik sistemini iflasa sürükleyen dönem olduğunu yazdı. 

 

Ne yapmalı?

Konuyla ilgili olarak Gülse Birsel Hürriyet Gazetesinde;“Bir başka şikâyet, bazı sektör ve şirketlerin 45-50 yaşından sonra kimseyi istihdam etmek istememeleri veya daha az maaş vermeleri. O zaman da emeklilikte yaşa takılanların alacağı emekli maaşı gittikçe düşüyor! Belki buna da bir çözüm bulunmalı.” diyor. 

Belki mevcut şartlarda emeklilik yaş şartının kaldırılması mümkün değil ama sosyal güvenlikte çalışanların mağduriyetine neden olan bazı uygulamalar değiştirilebilir. 

Bunlardan birisi düşük ücretlilerin çalıştıkça emekli aylığının düşmesi, diğeri 50 yaşını aşanların iş bulma sorunu. Maalesef çalıştıkça emekli aylığının düşmesi ile prim gün sayısını doldurduktan sonra ilave çalıştıkları her 360 gün için emekli maaşları yaklaşık 30-40 lira azalıyor. Yani çalışmasalar daha iyi, adeta çalışmayın evde oturun veya çalışsanız bile sigortasız çalışın deniyor. Bu konu mutlaka düzeltilmeli, çalışma gün sayısı arttıkça bağlanacak emekli aylığı da artırılmalıdır. Ayrıca SGK ve vergi teşvik sisteminde genç işsizler yanında 50 yaş üstü çalışanları istihdam edenlere de benzer teşvikler getirilmelidir. 



Kaynak: Star Gazetesi