E-Tebligat Özürlüler İçin Öneriler ve İncelemelerde Teminat Sistemi Geliyor

Çok sayıda dava süresi­nin kaçırılması örneğini duyuyor olmamdan hareket­le sorunun büyük olabileceği hissindeyim. Muhtemelen bu konuda en fazla küçük işlet­meler sorun yaşıyorlar. Hem mükellefler ve müşavirleri tekrar tekrar uyarma ihtiyacı hissediyorum hem de idare­nin farklı ilave-elektronik ha­ber verme mekanizmalarını devreye almasının fayda sağ­layacağını düşünüyorum.

İncelemeye başlamada e-tebligat sonrası yoklama zorunluluğu getirilebilir

İncelemeye başlama, def­ter, belge ibrazının istenme­sine ilişkin yazı e-tebligatla (e-posta adresine)gönderildi­ğinde, bu tebligatın mükellef­çe açılmaması, neticesinde de defter belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi halinde def­ter belge ibraz etmeme suçu(­ceza yargılaması-hapis cezası ihtimali) oluşmaktadır. Dola­yısıyla mükellef bir yandan bir kısım tarhiyatlarla karşı karşıya kalabilmekte, vergi zi­yaı cezasının üç kat uygulan­ması ve cezalar için uzlaşma hakkından yararlanılamama­sı yanında bir de ceza yargıla­ması söz konusu olmaktadır.

Belki çok basit ve anlamsız nedenlerle hem mükellef hem de vergi idaresi için önemli iş yükleri çıkmasının yanı sı­ra, mükellef çok ağır müeyyi­delerle karşı karşıya kalabil­mektedir.

Yükümlülükle­rini yerine getir­meyen mükellef hak ediyor da de­nilebilir. Ancak, özellikle incele­meye davet, def­ter belge ibrazı talebinin e-tebli­gat sürecinde ya­nıtsız kalması ha­linde mükellef nezdinde bir yoklama yapılarak inceleme­ye devam edilmesi daha ma­kul bir yol gibi durmaktadır.

Yoklama yolu ile mükel­lefin incelemeden haberdar edilmesi halinde, e-tebligata cevap vermeme konusunda usulsüzlük cezası tabi ki ke­silsin.

E-tebligat konusunda yargı kararları

Mükelleflerin e-tebligat konusunda açtığı davalar ge­nelde İdare lehine sonuçlanı­yor. Bu nedenle süreyi kaçıran mükelleflerin işi oldukça zor. Dava açma süresi gibi hak dü­şürücü süre kaçtıktan sonra, belgeleyebileceğiniz mücbir sebepleriniz yoksa ne kadar haklı ne kadar mağdur olursa­nız olun işiniz çok zor demek­tir. Yargı da e-tebligat adresi var ve tebligat usulünce yapıl­mışsa, SMS’in alınıp alınma­masını umursamıyor ve teb­ligatın açılıp açılmadığı ile de ilgilenmiyor. Bu nedenle mü­kelleflerin mutlaka e-tebligat adreslerini düzenli takip et­meleri gerekiyor.

Mükellefler ne yapabilir?

E-tebligatların düzenli ola­rak kontrolü alışkanlığı edi­nilmeli. SMS için verilen te­lefon numaralarının güncel olup olmadığı kontrol edilme­li, telefon SMS mesajları da düzenli kontrol edilmelidir.

İdare ne yapabilir?

Mali İdare, teknolojide yap­tığı yatırımlarla kendini çok hızlı geliştiriyor. Bu konuda da haklı bir iddialılık psikolo­jisinde. Bu güvende olan Ma­li İdarenin vatandaşı koruma konusunda da teknolojiyi kul­lanarak ( uyarma, farkındalık yaratma, hatırlatma amacıy­la) çözümler geliştirmesi ge­rektiği inancındayım.

Geliştirilecek çözümlerin e-tebligat konusunda geli­nen noktayı zedelemeden, an­cak mükellefin kapısını bir­den fazla çalma anlamına ge­len, mükellefe verilen süreyi uzatmadan, mükellefi rehave­te kaptırmayan SMS’le mesaj gönderme benzeri ilave uyarı­cı- dürtücü çözümler olmalı.

Halihazırdaki sistem, hiç açılmayan e-tebligat adresle­rini, hiç açılmayan SMS’leri takip edebilir. Tüm mükellef­ler için olmasa da ilk etapta bu grup tespit edilip, onlara dö­nük bir program geliştirilebi­leceği düşüncesindeyim.

Yoklama önerimiz dışında önerilerim:

1.Şayet gönderilen e-tebli­gat okunmuyorsa, SMS mesajı açılmamışsa, son beyanlarda­ki telefon veya e-mail adresle­rine mesaj gönderilebilir.

2.Mükellefin e-Tebligatla­rı açılmıyorsa, vereceği üç te­lefon numarasına da sırasıyla bilgilendirme mesajı gönderi­lebilir.

3.Mükellefin beyanı muha­sebeci tarafından veriliyorsa o numaraya da mesaj gönde­rilebilir.

4.Bankalar ve telefon şir­ketlerinin hizmet satarken yaptıkları bıktırıcı aramalar gibi, e-tebligat özürlü olanlar için, bedeli de onlardan alın­mak üzere bir arama merke­zi üzerinden otomatik hatır­latma aramaları yapılabilir.

Teminat isteme konusunda yeni sistem

6183 sayılı Kanunda vergi incelemeleri sırasında vergi inceleme elemanlarının ola­sı tarhiyat miktarından hare­ketle teminat isteyebileceği­ne ilişkin bir düzenleme var.

Mali İdare, bir süredir bu konuda hazırlık yapıyor ve teminat isteme sürecini oto­masyona bağlamayı hedefli­yor.

Teminat müessesesi bu­güne kadar adeta işletilme­di. Teminat müessesesinin sadece VUK 359 kapsamın­da bir incelemenin yürütül­düğü hallerle sınırlı uygula­nabileceğini düşünüyorum. VDK’nın Kurgan Rehberinde hazırlık çalışması yapıldığı bilgisini paylaştığı Teminat Değerlendirme Sistemi uy­gulamasında sadece suç kap­samındaki fiiller için temi­nat isteneceğini anlıyoruz.

Teminatın VUK 359 uy­gulanacağı incelemeler için adeta otomatiğe bağlanarak herkes için yapılmaya baş­lanması durumunda, gelecek ilave yük nedeniyle incele­melerde daha dikkatli olun­ması gerekecek. Daha önce defalarca yazdığım gibi, ver­gi incelemelerinde, bir şir­kete sahte belgeci teşhisi ko­nulduğunda zincirdeki tüm şirketler, bırakın VDK’nın 13 kriter genelgesini, ağızla­rıyla kuş tutsalar sahte belge kullanıcısı muamelesi görü­yorlar. 13 kriter belki mükel­lefe-bilerek kullanılmamış sonucuna varılırsa- suç du­yurusunda bulunmama im­kânı getiriyor ama hiçbir şe­kilde sahte belge kullandığı iddiasını ortadan kaldırmı­yor. Bu nedenle de teminat müessesesi yoğun yaygın uy­gulanmaya başlanırsa etkile­necek mükellef sayısı az buz olmaz.


Kaynak:Zeki Gündüz / Dünya Gazetesi