Emlak Vergisi Davalarında Masrafları ve Vekalet Ücretlerini Devlet Ödeyecek

2026 yılı emlak vergisine esas asgari ölçü­de arsa m2 birim değerinin tespitine yö­nelik takdir komisyonu kararlarının çok yük­sek belirlendiği iddiası ile binlerce mükellef dava açmıştı. Açılan davaların çokluğu, da­ha sonra da emlak vergisi beyan değerlerine karşı da dava açılabilecek olması, genel ola­rak tüm vatandaşlarda artışın çok yüksek ol­duğu algısı nedenleriyle bir düzenleme yapıl­dı ve artışlar 2025 yılı beyan değerinin iki kat fazlası ile sınırlandı.

Bu düzenleme sonrası kanundaki iki kat fazla ibaresinin anlamı, 100+ 100 mü yoksa 100+ 200 anlamına mı geldiği yönüyle tartı­şıldı. Mali İdare yeni düzenlemenin 100+200 anlamına geldiğini açıkladı. 2025 emlak ver­gisi beyan değeri 100 ise 2026 yılında bu de­ğer 300’ü aşamayacak.

Bu düzenleme sonrası Mali İdarenin açık­lamasının da kanuna aykırı olduğu iddiası­nın yargıya taşınabileceği görüşleri ortaya konduysa da piyasaya yansıyan bir dava aç­ma akımını en azından biz hissetmedik. Gör­düğümüz kadarıyla yapılan düzenleme em­lak vergisi beyan değerlerine karşı açılması muhtemel çok sayıda davanın önünü kesmiş oldu.

Ancak, yeni kanun, kanun öncesi açılan binlerce davayı doğrudan etkilemediğinden açılan davalar devam ediyordu.

Davalar neden açılmıştı

Davalar, takdir komisyonu kararlarının ek­sik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu, gerekçesiz olduğu, yüksek tutarda değer artı­şını gerektirecek herhangi bir gelişme olma­dığı, işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürü­lerek iptali istemiyle açılmıştı.

İdarenin açılan davalarda savunması neydi?

Davaya konu yerin konumu, imar durumu, belediye hizmetlerinden yararlanma ölçüsü, ulaşım, otoyol ve köprülere yakınlığı, gayri­menkullerde meydana gelen değer artışları, iş merkezlerine ve meskûn yerlere yakınlık derecesi, emsal ve güncel satış bedelleri vb. ölçütler göz önünde bulundurularak, değer takdir edildiği, yapılan işlemlerin hukuka uy­gun olduğu iddia edilerek davanın reddi ge­rektiği savunulmaktaydı.

Mahkemeler davanın konusuz kaldığı sonucuna vardılar

Vergi Mahkemeleri, Anayasa Mahkeme­si’nin 17.11.2021 tarih ve 2018/27686 Başvu­ru numaralı kararında belirtildiği üzere, “de­ğerin doğrudan kanun koyucu tarafından ta­yin edildiği hâllerde vergi mahkemelerinin denetim yetkisinin sınırlı hâle geleceği”, bu gibi durumlarda artık hukuka uygunluk dene­timinin değil anayasallık denetiminin yapıl­ması gerekeceği, Vergi Mahkemelerinin 1319 sayılı Kanun’un 29. maddesine uygunluk de­netimi yapmalarının mümkün olmaktan çık­tığı, geçici 23. maddede ise idareye herhangi bir takdir payı bırakılmadığı, buna göre, söz konusu kanun ile öngörülen düzenleme gere­ği 2026 yılına ait vergi değeri 2025 yılına ait vergi değerinin iki kat fazlasını geçemeyece­ği için bu sınırı aşan asgari metrekare birim değerlerinde doğrudan Kanun hükümlerinin uygulanacağı ve sınırın aşılması durumun­da takdir edilen asgari değerin bu sınıra ka­dar olan kısmının dikkate alınacağı, kanuni düzenleme ile müdahale edildiğinden dola­yı takdir komisyonu kararı ile belirlenen de­ğerin yargısal denetiminin bu aşamada artık yapılamayacağı sonuç ve kanaatine varıldı­ğından; 2026 yılına ilişkin emlak vergisi de­ğerine esas asgari arsa metrekare birim değe­rinin belirlenmesine ilişkin takdir komisyo­nu kararına karşı açılan davanın söz konusu Kanun hükmü nedeniyle konusu kalmadığı­na, davanın esası hakkında karar verilmesine yer bulunmadığına karar verilmiştir.

Yargılama giderleri ve vekalet ücretleri davalı idarece karşılanacak

Anayasa Mahkemesi’nin 17.11.2021 tarih ve 2018/27686 başvuru numaralı kararın­da, yüksek oranlarda asgari metrekare bi­rim değerlerine dair şikayetlere kanun koyu­cunun sessiz kalmayıp kanuni düzenleme ile vergi değerine müdahale edildiği durumda yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı idareye yükletilmesi gerektiği sonucu­na varılmış olması dikkate alınarak yargıla­ma giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalı idarece karşılanmasına karar verilmektedir.


Kaynak:Zeki Gündüz / Dünya Gazetesi