Enflasyon Düzeltmesinin Devam Eden Etkileri-2 (ROFM: Devam Eden Beyanname İndirimi Etkisi)

Önceki yazımızda, 2023 enflasyon düzeltmesi kaynaklı geçmiş yıl kârlarının dağıtımında ortaya çıkan vergisel riskleri ve kaynak ayrıştırmasının önemini ele almıştık. Bu yazıda ise enflasyon düzeltmesinin devam eden etkilerinden biri olan reel olmayan finansman maliyeti (ROFM) uygulamasının beyanname indirimi boyutunu inceliyoruz.

Enflasyon düzeltmesinin devam eden etkilerinden biri de, uygulamada çoğu zaman gözden kaçan reel olmayan finansman maliyeti (ROFM) kalemidir. 555 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği’nin 14’üncü maddesi uyarınca, 2023 yıl sonu enflasyon düzeltmesi yapılırken bazı parasal olmayan varlıkların maliyetine eklenmiş bulunan finansman giderleri içindeki reel olmayan finansman maliyeti ayrıştırılmış ve ilgili varlığın maliyet/alış bedelinden düşülmek suretiyle enflasyon düzeltmesine esas tutar belirlenmiştir. Bu yaklaşımın temelinde, finansman giderinin bir kısmının enflasyonun anapara üzerindeki aşındırıcı etkisini telafi eden unsur niteliğinde olması; enflasyon düzeltmesi uygulamasında ise yalnızca finansman giderinin reel kısmının dikkate alınması gerektiği anlayışı yer almaktadır.

Bu yönüyle ROFM uygulaması, maliyetlerine finansman gideri yansıtılmış olabilecek stoklar, maddi duran varlıklar, mali duran varlıklar ve özel tükenmeye tabi varlıklar bakımından özel önem taşımaktadır. Nitekim 555 Sıra No.lu Tebliğ’in 40’ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 2023 hesap dönemi sonu düzeltmesiyle sınırlı olmak üzere, amortisman süresi sona ermemiş iktisadi kıymetlerin maliyet/alış bedelinden düşülen ROFM’nin henüz amortisman yoluyla itfa edilmemiş kısmının, 2024 ve izleyen hesap dönemlerinde beş yılda eşit taksitlerle dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği hüküm altına alınmıştır.

Aynı düzenlemede, ROFM tutarlarının bilançoda ayrı bir hesapta izlenmemesi nedeniyle bu uygulamanın mukayyet değerler üzerinden takip edileceği ve sonuç etkisinin beyannamede indirim yoluyla dikkate alınacağı da açıkça ortaya konulmuştur. Başka bir ifadeyle, ROFM’ye ilişkin 1/5’lik giderleştirme etkisi çoğu durumda muhasebe kayıtlarından değil, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde yapılan indirim düzeltmeleriyle sonuç doğurmaktadır. Öte yandan, ilgili iktisadi kıymetin 01.01.2024 tarihinden sonra elden çıkarılması halinde, ROFM’nin itfa edilmemiş kalan kısmının satışın gerçekleştiği yılda tek seferde gider yazılması da mümkündür.

Burada özellikle altı çizilmesi gereken husus, enflasyon düzeltmesinin ertelenmiş olmasının ROFM uygulamasını ortadan kaldırmadığıdır. 2023 yıl sonu düzeltmesinde ROFM ayrıştırması yapmış işletmeler bakımından, bu tutarın kendiliğinden bilanço hesaplarında sonuç doğurması söz konusu değildir; mükellef lehine öngörülen bu hak ancak beyannamede indirim olarak dikkate alınmak suretiyle kullanılabilir. Dolayısıyla 2025, 2026, 2027 ve 2028 yıllarına ilişkin beyannamelerde (kalan süre durumuna göre ilgili dönemlerde) ROFM’nin 1/5’lik kısmının indirim konusu yapılması unutulmamalıdır.

Bu düzenleme mükellef lehine açık bir imkân niteliğindedir. Ancak uygulamada çoğu zaman gözden kaçtığı için, kullanılmayan indirim hakkı fiilen idare lehine bir sonuca dönüşebilmektedir. Bu riskin azaltılması bakımından en sağlıklı yöntem, kıymet bazında ROFM tutarını, kullanılan taksit sayısını, kalan tutarı ve varsa elden çıkarma tarihini gösteren bir takip tablosunun beyanname kontrol dosyasında düzenli olarak tutulmasıdır. Böylece hem dönemler itibarıyla indirim hakkının takibi kolaylaşacak, hem de olası bir vergi incelemesinde izah edilebilirlik güçlenecektir.

Sonuç olarak, ROFM uygulaması enflasyon düzeltmesinin sona eren değil, izleyen yıllara taşan etkilerinden biridir. Özellikle hibrit dönemde beyanname kontrolleri yapılırken ROFM taksitlerinin sistematik biçimde izlenmesi, mükellef lehine tanınan hakkın korunması bakımından önemli bir vergi güvenliği unsurudur.

Sonraki yazıda: Amortismana tabi olmayan kıymetlerin zararına satışında ortaya çıkan KKEG riskini ve düzeltilmiş değerlerin satış kararına etkisini inceleyeceğiz.


Kaynak:YMM Yaşar Çatalkaya / Ekonomi Gazetesi