Varlık barışı ve 20 yıllık vergi tatili

Yapılan açıklamalarla yeni bir varlık barışı düzen­lemesinin gelmekte olduğu kamuoyu ile paylaşıl­dı. Henüz, sadece yurt dışı varlıkları mı kapsayacak, bazı geçmiş düzenlemelerde olduğu gibi yurt içi var­lıkları da kapsayacak mı bilmiyoruz.

Açıklamalara göre yapılacak düzenleme ile sade­ce Türklerle varlık barışı değil, varlıklı yabancıları da Türkiye’ye yerleşmeye cezbetme, uluslararası şirket­ler için bölgesel merkez olma amaçları da var.

1 Varlık barışının vergi kalkanı fonksiyonu

Varlık barışı, özünde yurt dışında bulunan para, al­tın, döviz ve menkul kıymetlerin “sorgusuz sualsiz” ekonomiye kazandırılmasıdır.

Uygulama

Mükellef, varlığını bankaya veya aracı kuruma bil­dirir; belirli bir oranda (genelde %1-3 arası) vergisini öder ve bu tutarı işletme kayıtlarına “fon” olarak alır.

Vergi kalkanı mı?

Evet. Kanunun en büyük vaadi “Vergi İncelemesi Yapılmaması”dır. Bildirilen varlıklar nedeniyle geç­mişe dönük bir matrah artırımı gibi koruma sağlar. Ancak bu kalkan, sadece bildirilen tutar kadar ve o varlığın kaynağına yönelik koruma sağlar; mükellefin diğer tüm faaliyetlerini dokunulmaz kılmaz.

2 Geçmişteki “yargıda” çözülen varlık barışı konuları

Geçmiş varlık barışı uygulamalarında (Örn: 193 Sa­yılı GVK Geçici 90. ve 93. Maddeler) yargıya intikal eden temel sorunlar şunlardı:

“Süre” ve “nakil” sorunu: Mükellef varlığı bil­dirdi ancak süresi içinde Türkiye’ye getiremedi veya banka dekontu usulüne uygun düzenlenmedi. İdare, “şartlar ihlal edildi” diyerek cezalı tarhiyatlar yaptı.

Yargının bakışı:Danıştay, pek çok kararında “eko­nomiye kazandırma” amacını ön planda tutarak, şekli eksikliklerin (birkaç günlük gecikme vb.) hakkı orta­dan kaldırmayacağına hükmetti.

3 Yeni teşvik: “20 yıllık vergi tatili” nedir?

Bu konsept, klasik varlık barışının ötesinde bir “İkamet ve Yatırım Teşviki”dir.

Kapsam: Son 3 yıldır Türkiye’de tam mükellef ol­mayan (yurt dışında yaşayan) Türk veya yabancı ülke vatandaşlarını kapsıyor.

İçerik: Bu kişiler varlıklarını Türkiye’ye getirip yerleşirlerse, yurt dışındaki kaynaklarından elde et­tikleri temettü, faiz, kira gibi gelirler 20 yıl boyunca Türkiye’de vergilendirilmeyecek.

Amacı: Sadece sıcak para değil, “nitelikli harcama kapasitesini” ve “yönetim merkezini” Türkiye’ye çek­mek. Bu, Türkiye’yi Portekiz veya İtalya’daki “Götürü Vergi” modellerine benzer bir rekabetçi konuma taşı­mayı hedefliyor.

Gelecek güvencesi: 20 yıllık vergi tatili gibi uzun vadeli vaatlerde, “müktesep hak” korunmalı; ileride değişebilecek hükümet veya politikalar bu taahhüdü bozmamalıdır (Kanuni güvence).

4 Uluslararası alanda riskler

Uluslararası arenada (özellikle OECD ve FATF nezdinde) “sorun yaşamamak” için dikkat edilmesi gerekmektedir.

“Gri liste”ye tekrar girmemeye dikkat etmeli­yiz

Türkiye, geçmişte Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından “Kara Paranın Aklanması ve Terörün Fi­nansmanı” ile mücadelede stratejik eksiklikleri ol­duğu gerekçesiyle “Gri Liste”ye alınmıştı. 2024’te bu listeden çıkılmış olması, 2026’daki yeni düzenleme­lerin çok daha hassas bir terazide tartılmasını zorun­lu kılıyor.

Sorun: Varlık barışları, kaynağı belirsiz paranın sisteme “aklanarak” girmesine kapı araladığı gerek­çesiyle FATF tarafından “riskli” kategorisinde görü­lür.

Risk:Eğer yeni düzenleme, paranın kaynağını sor­gulayan MASAK kriterlerini tamamen devre dışı bı­rakırsa, Türkiye’nin yeniden “izleme altına” alınması riski doğar. Bu da dış borçlanma maliyetlerinin artma­sı ve yabancı sermaye girişinin zorlaşması demektir.

“Otomatik bilgi değişimi” ile çelişki

Türkiye, 100’den fazla ülke ile “Finansal Hesap Bil­gilerinin Otomatik Değişimi” anlaşmasına taraf.

Çelişki: Bir yandan yurt dışındaki Türklerin hesap bilgilerini diğer ülkelerle paylaşıp “vergi kaçakçılığını önleyeceğim” derken, diğer yandan “getir paranı, soru sormayacağım” demek uluslararası şeffaflık ilkeleriy­le (OECD BEPS kriterleri) çelişebilir.

Zarar: Bu durum, Türkiye’nin AB’nin “Vergi Konu­sunda İş Birliği Yapmayan Ülkeler” (kara liste) listesi­ne girmesine neden olabilir.

“Zararlı vergi rekabeti” suçlaması

Özellikle bahsettiğimiz “20 yıllık vergi tatili” gibi agresif teşvikler, AB ve OECD tarafından “zararlı ver­gi rekabeti” olarak adlandırılabilir.

Varlık barışları artık bir ‘af’ mekanizması olmaktan çıkıp, Türkiye’yi küresel sermaye ve yetenekler için güvenli bir liman haline getirecek ‘stratejik bir ikamet ve yatırım modeline’ dönüşmek zorundadır. Aksi hal­de, sadece kayıt dışı parayı sisteme dahil eden bir mu­hasebe operasyonundan öteye geçemeyecektir.


Kaynak:YMM Zeki Gündüz / www.dunya.com