Nakit sermaye artışında faiz indirimi ve sorunları

İndirim tutarının hesaplanmasında TCMB tarafından yararlanılan yıl için en son açıklanan ticari krediler faiz oranı dikkate alınacağından, idari anlayışta, sadece yıllık hesap dönemi itibarıyla bu indirimden yararlanılması mümkündür. 

 Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-ı maddesinde açıkça, ortaklar veya ortaklarla ilişkili olan kişilerce, kredi kullanmak veya borç almak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımlarının, indirim hesaplamasında dikkate alınamayacağı hükmü yer almaktadır.

Banka kredisi ile arsa alan bir şirketin artırılan sermaye ile kredi borcunu kapatma hali, özelge bazında idari anlayışta peçeleme olarak kabul edilmiş ve faiz indirimi teşvikinden yararlanılamayacağı yönünde görüş oluşturulmuştur. 

Önceki yazımda Kurumlar Vergisi Kanunu’nda şirketleri özkaynakla çalışmaya teşvik amacıyla ihdas edilmiş bulunan “nakit sermaye artırımı üzerinden faiz indirimi teşviki” düzenlemesini (md. 10/1-(ı) aktararak bu teşvikin uygulamasında karşılaşılan bir kısım sorunlara değinmiştim. Köşemin sınırları dolayısıyla değinemediğim diğer sorunlara ise bu yazımda devam ediyorum.

 Yabancı kaynakla sermaye artırımına iştirak

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-ı maddesinde açıkça, ortaklar veya ortaklarla ilişkili olan kişilerce, kredi kullanmak veya borç almak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımlarının, indirim hesaplamasında dikkate alınamayacağı hükmü yer almaktadır. Bu açık düzenleme nedeniyle, ortakların sermaye borcunu yabancı kaynakla karşılaması halinde faiz indiriminden yararlanılması mümkün değil. Ancak bu düzenlemenin hatalı olduğunu düşünüyorum. Zira bu düzenleme peçeleme halini önlemek amacıyla ihdas edilmiş, ancak ifrata kaçılmıştır. Düzenlemenin “kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle” şeklinde değil, “ilişkili kişilerden kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle” şeklinde olması gerekirdi. Sermaye artırımı sırasında nakdi olmayan, ancak artırıma katılmaması halinde pay oranı çok küçülecek veya azlık hakkını yitecek bir ortağın, ilişkisiz bir bankadan kredi alarak artırıma katılması halinde, bu ortakla sermaye artırımı yapan şirket cezalandırılmakta ve teşvikten yararlanma hakkı ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle düzenleme ilişkisiz kişilerden borç alanlar yönünden Anayasa’ya (sözleşme, özel girişim özgürlüğü ve mülkiyet hakkına) aykırıdır. Ancak bu şekilde söz konusu teşvikten yararlanamayan şirketler için tek yol ihtirazi kayıtla beyanda bulunarak dava açmak ve davada Anayasa’ya aykırılığı ileri sürmektir.

 Kira gelirlerinin pasifliği tartışması

30.6.2015 günü Resmi Gazete’de yayımlanan 2015/7910 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, nakit sermaye artırımında faiz indirim oranı, gelirlerinin % 25 veya fazlası şirket faaliyetiyle orantılı sermaye, organizasyon ve personel istihdamı suretiyle yürütülen ticari, zirai veya serbest meslek faaliyeti dışındaki faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşan sermaye şirketleri için yüzde sıfır olarak uygulanması kararlaştırılmıştır.

İdari anlayışın, konuya ilişkin özelgelerden net olmadığı, şirketin faaliyet alanına itibar edilmeksizin kiralama gelirlerinin global bir anlayışla değerlendirilmesi eğiliminin varlığı görülmektedir. Faaliyet konuları arasında “kiralama” olan şirketlerin kira gelirlerinin faaliyet dışı, pasif gelir olarak nitelendirilmesi bence hatalıdır.

Konu Danıştay’ın bir kararında irdelenmiş ve şirketin ana sözleşmesinde faaliyet konularından birinin de kiralama faaliyeti olması nedeniyle elde edilen kira gelirlerinin pasif nitelikli gelir değil ticari kazanç olarak nitelendirilmesi gerektiği görüşüyle şirketin söz konusu faiz indirimi teşvikinden yararlanabileceğine karar verilmiştir.

 Arsa veya arazi alımı

2015/7910 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile arsa veya arazi alımı için yapılan nakdî sermaye artırımı tutarına faiz indirimi teşvikinin uygulanmaması öngörülmüştür. Nakden artırılan sermaye tutarının arsa veya arazi alımına tahsis olunan kısmını aşan bölümü için faiz indirimi teşvikinden yararlanmak mümkündür. Bu arada belirtmeliyim ki, banka kredisi ile arsa alan bir şirketin artırılan sermaye ile kredi borcunu kapatma hali, özelge bazında idari anlayışta peçeleme olarak kabul edilmiş ve söz konusu teşvikten yararlanılamayacağı yönünde görüş oluşturulmuştur. 

 Kazanç yetersizliği ve tevsik

İndirim tutarının hesaplanmasında TCMB tarafından yararlanılan yıl için en son açıklanan ticari krediler faiz oranı dikkate alınacağından, idari anlayışta, sadece yıllık hesap dönemi itibarıyla bu indirimden yararlanılması mümkündür.  Ancak kazanç yetersizliği nedeniyle indirim konusu yapılamayan tutarlar, izleyen hesap döneminde geçici vergi matrahlarının tespitinde indirim konusu yapılabilir.

İndirimden faydalanacak sermaye şirketlerinin, sermaye artırımı tutarının şirketin banka hesabına nakden yatırıldığına ilişkin işlemleri içeren ve banka şubesi tarafından onaylanmış banka hesap özetini kağıt ortamında veya elektronik ortamda kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içerisinde bağlı oldukları vergi dairelerine ibraz etmeleri gerekmektedir. Ancak artırımı izleyen yılarda aynı tevsikin gerek olmadığını düşünüyorum.

Sorun çok, ancak bu sorunların çoğu idarenin teşvik uygulamasından kaynaklanacak vergi kaybını en aza indirme çabası ile yarattığı suni sorunlar görünümü vermektedir.


Kaynak:Bumin Doğrusöz / www.ekonomim.com