Maden devlet hakkı payı ödeyen şirketlere müjde!

Danıştay tarafından verilen son kararlar, ilgili sektörleri sevindirirken, Maliye’yi oldukça üzmeye başladı! Bu kararların ortak özelliği ise, Maliye’nin ikincil mevzuat düzenlemelerinde yetki aşımı suretiyle sınırlandırıcı şekilde düzenleme yapması! İptal edilen ikincil mevzuat düzenlemelerinin veya konu bazındaki uygulama ve işlemlerin iptal gerekçesi hep aynı, yetki aşımı!

Bu kararlardan birisi de, maden devlet hakkı payı ödeyen şirketlerle ilgili!

Danıştay’ın, yaklaşık 40 yıldan bu yana Maliye ve vergi mükellefleri arasında büyük tartışmalara ve uyuşmazlıklara neden olan bu konuda verdiği kararlar artık yerleşik hale geldi.

Konu tam olarak ne?

Evet, konu, maden devlet hakkı payı ödemelerinin gider yazılacağı yıl/hesap dönemi ile ilgili. Örneğin, 2025 yılına ilişkin olarak 2026 yılı Nisan ayı sonuna kadar tahakkuk ettirilen ve Haziran ayı sonuna kadar ödenen maden devlet hakkı payı, 2025 hesap döneminin mi, yoksa ödemenin yapıldığı 2026 hesap döneminin mi kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider yazılacak?

Devlet hakkı payı nedir, nasıl hesaplanıyor ve ödeniyor?

3213 sayılı Maden Kanunu’na göre, maden ruhsat sahibi işletmelerin yaptıkları üretim miktarları üzerinden, devlet hakkı payı ödemeleri gerekiyor. Devlet hakkı payı, "maden istihracı ile sağlanacak gelirden devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısım" olarak tanımlanmış bulunuyor (3213 sayılı Kanun, Mad.3).

Devlet hakkı payının hesabı ve beyanı ile ilgili hususlar Maden Kanunu’nun 14 ve Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 75. Maddelerinde yer alıyor. Maden ruhsat sahibi işletmelerin öncelikle içinde bulundukları yılın Nisan ayı sonuna kadar bir önceki yıl gerçekleştirdikleri satışlarla ilgili satış bilgi formunu doldurarak Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne vermeleri, form üzerinden hesapladıkları devlet hakkı payını da Haziran ayının son gününe kadar ödemeleri gerekiyor (3213 sayılı Kanun Mad. 14, Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği Mad.75). Yani, bir önceki yılda gerçekleştirilen satışlarla ilgili verilmesi gereken bilgi formu ve bu formda belirtilen tutarlar üzerinden devlet hakkı payının hesaplanması ve ödenmesi işlemleri, bir sonraki yıl içinde yapılıyor.

GVK ve KVK’da bununla ilgili bir düzenleme var mı?

Hayır, her iki Kanunda da, maden devlet hakkı payının gider yazılacağı yıl/hesap dönemi ile ilgili açık ve özel bir düzenleme bulunmuyor.

Maliye’nin görüşü olumsuz!

Maliye’nin bu konudaki görüşü olumsuz! Hem de uzun yıllardan bu yana (yaklaşık 40 yıl) hiç değişmedi.

Maliye, maden devlet hakkı payının ticari kazanç ile ilgili olması ve kanuni zorunluluk kapsamında ödenmesi nedeniyle, fiilen ödendiği yılın vergi matrahının tespitinde gider olarak indirilebileceği görüşünde! (GİB. Ankara VDB’nin 12.03.2015 tarihli ve 38418978-125[8-14/1]-283, İstanbul VDB.nin 20/02/2013 tarih ve 62030549-125[6-2012/380]-230, Uşak Defterdarlığı'nın 19.2.2013 tarih ve 52796708-193/03-1 sayılı Özelgeleri).

Maden şirketlerinin itirazı var!  

Maden şirketleri ise, üretilen maden miktarı üzerinden hesaplanarak ödenen devlet hakkı paylarının, Maden Kanunu ve Yönetmelik hükümlerindeki beyan süreleri beklenmeden dönemsellik kavramı ve tahakkuk ilkesi gereği cari yılın üçer aylık dönemlerinde hesaplanarak, üretim maliyetlerine aktarılması gerektiği görüşünde.

Danıştay bu sorunu şirketler lehine çözdü!

Evet, Danıştay, uzun yıllardan bu yana yaşanan ve uyuşmazlıklara neden olan bu konuyu maden şirketleri lehine çözüme kavuşturdu!

Danıştay, 2024 yılında verdiği bir kararda, maden devlet hakkı payının, fiilen ödendiği yılın/hesap döneminin değil, tahakkuk esası ve dönemsellik ilkesi gereği maden üretiminin gerçekleştirildiği ve pay tutarının hesaplandığı yılın/hesap döneminin vergi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınabileceğine hükmetmişti! (Danıştay 3. Dairesi’nin 08.10.2024 tarihli ve E.2023/6031, K.2024/5180 sayılı Kararı).

Bu kararın özeti ise şu şekildeydi:

“Maden hakkı payı 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca işletilen yıla ilişkin olarak elde edilen hasılat üzerinden hesaplandığından ve bu yıla ait gelir ve giderlere ilişkin olduğundan, 2018 yılına ilişkin olarak hesaplanan maden hakkı payının dönemsellik ilkesinin bir gereği olarak bu yıl hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekir. Ayrıca, tahakkuk esasının bir gereği olarak ödenmiş olması şartı da bulunmadığından, 2018 yılına ilişkin olarak tahakkuk eden ancak 2019 yılında ödenen devlet hakkı payının 2018 hesap döneminde gider olarak kaydedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”

Konu ile ilgili ayrıntılı açıklamaları Gazetemizde 16 Aralık 2024 tarihinde yayınlanan “Danıştay’dan maden devlet hakkı ödeyen şirketlere müjde!” başlıklı köşe yazımda bulabilirsiniz.

Bu konudaki Kişisel görüşümüz ve değerlendirmemiz nasıldı?

11 yıl önce dile getirdiğimiz bu konudaki kişisel görüşümüz; dönem üretim maliyetlerine zamanında yansıtılabilmesi bakımından maden devlet hakkı payının Maden Kanunu ve Yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde cari yıl içerisinde üçer aylık geçici vergi dönemleri itibariyle veya yıllık hesaplanarak ödenme şartı aranılmaksızın üretim maliyetlerine aktarılması gerektiği yönünde! Danıştay’ın bu kararı, 11 yıl önce dile getirmiş olduğumuz görüşümüzü de doğrulamıştı!

Herkes bu kararların devam edip etmeyeceğini merak ediyordu!

Konu ile ilgili hemen herkes Danıştay tarafından verilen bu kararın arkasının gelip gelmeyeceğini, Danıştay’ın bu konuda vereceği kararların yerleşik hale gelip gelmeyeceğini merak ediyordu!

Danıştay devlet hakkı ödeyen şirketleri yine sevindirdi!

Evet, Danıştay, devlet hakkı payı ödemelerinin gider yazılacağı dönemle ilgili olarak maden şirketleri lehine verdiği kararlara aynen devam ediyor.

Danıştay 3. Dairesi tarafından 2025 yılında verilen bir kararda da,

“Türk vergi sisteminin tahakkuk esasını ve dönemsellik ilkesini benimsemiş olduğu, tahakkuk esasının, gelir ve giderlerin tahsil edildikleri veya ödendikleri döneme bakılmaksızın maliyet ve tutar itibariyle kesinleştikleri dönemin gelir ve gideri olarak dikkate alınmasını, dönemsellik ilkesinin ise işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belirli dönemlere bölünmesini ve her bir dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasını ifade ettiği, maden devlet hakkı payının, 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca satışların yapıldığı yıla ilişkin olarak elde edilen hasılat üzerinden hesaplanan dolayısıyla 2018 yılına ait gelir ve gidere ilişkin bir tutar olduğu, dönemsellik ilkesinin gereği olarak 2018 yılında tahakkuk eden maden devlet hakkı payının bu yıl hesapları ile ilişkilendirileceği, tahakkuk esasının bir gereği olarak da ödenmiş olması şartının bulunmadığı dikkate alındığında, 2018 yılında tahakkuk eden ancak 2019 yılında ödenen maden devlet hakkı payının 2018 hesap döneminde gider olarak kaydedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına”

hükmedilmiş bulunuyor! (Danıştay 3. Dairesi’nin 15.12.2025 tarihli ve E.2023/8674, K.2025/5499 sayılı Kararı).

Sonuç olarak;

Danıştay’ın maden devlet hakkı payı ödemelerinin fiilen ödendiği yılın/hesap döneminin değil, tahakkuk esası ve dönemsellik ilkesi gereği maden üretiminin gerçekleştirildiği ve pay tutarının hesaplandığı yılın/hesap döneminin vergi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması alınabileceğine ilişkin kararları artık yerleşik hale gelmeye başladı!

Maliye’nin de, mevcut görüş ve uygulamasını Danıştay’ın yerleşik hale gelen bu kararları doğrultusunda değiştirmesinde fayda var!

Darısı diğer uyuşmazlıkların başına!

İyi ki DANIŞTAY var!..


Kaynak:YMM Abdullah Tolu / www.ekonomim.com